Benim tek varlığım yılbaşı için aldığım Milli Piyango biletim. Umarım Bertha'ya da yarar.
30 Aralık 2008 Salı
ve diğer kadınlar
26 Aralık 2008 Cuma
kadınlar
Barda tek başına duran bir erkeğin çevresini kızların sarması birkaç saniye sürüyor. Kızların çoğu güzel ve fettan. Gördükleri herhangi bir yabancı erkeğin yanında başka bir kadın olup olmadığını umursamadan, derhal yanına sokuluyorlar. Önce bakışmalar, yerli olmadığından emin olduktan sonra yaşanan sevinç (çünkü turist eşittir dolar), adam kızı beğenirse gülüşmeler ve çat pat ispanyolcanın yanında bol rom takviyeli mutlu son. Bu kızların aileleri de kızlarının neler yaptığını biliyor, hatta teşvik ediyor. Çünkü yıkılmaya yüz tutmuş evleri için karaborsadan kum almak lazım, ağabeyin babadan kalma eski arabayı modifiye etmesi için paraya ihtiyacı var ya da kızların canı biraz eğlenmek istiyor... Burada o kadar normal karşılanıyor ki, sebep aramaya da gerek yok aslında... Flört hayatın içinde ve ücretsiz!
sagdan soldan
Fidel, Hugo, Che, Kübalılar ve ben :)ordan burdan

"Devrim: birlik, bağımsızlık, asla yalan söylememek ve ahlaksızlık yapmamaktır" demiş Fidel (Castro). Ama, cümlenin anlamından emin olmak için sorduğum ve devrimi yapan kişiyle aynı adı taşıyan Fidel, cevap vermeden önce düşünceli biçimde güldü.
Bu da geleneksel Küba yemeği. Karafasülye ve pilav :) Pek yemek kültürleri yok demiştim di mi?
24 Aralık 2008 Çarşamba
solo gezmelere devam
23 Aralık 2008 Salı
22 Aralık Pazar, Solo
Pina Colada. Harika! (ananas, hindistan cevizi, rom ve buz)Bu ağaç kimbilir kaç devrim, kaç savaş, kaç insan gördü... Dalları yere ulaşınca kök salıyormuş. Saygıyla dokundum ben de tarih öncesi güzel ağaca.
Sabahları çok erken kalkıyorum burada. Normalde çok uyuyan biri olduğum halde, burada en geç 9da ayaktayım. Kahvaltı ettikten sonra dışarı çıktım, denize doğru yürüdüm. kayalık bir deniz kıyısı var. hava bunaltıcı sıcak değil, güzel ısıtan bir güneş var. Normalde Havana içinden pek denize girilmiyormuş. Deniz çok güzel gözükse de kayalık. Yine de bir kaç kişi yüzüyordu denizde. Ben de ayaklarımı suya soktum. Güzel güzel otururken ayaklarımı öpen küçük kaya balıklarından kıllandım, bilmediğim ülkenin bilmediğim denizinin bilmediğim küçük balıkları belki zehirlidir diye ayaklandım, tam tersi tarafa yürüdüm, neme lazım...22 Aralık 2008 Pazartesi
20 Aralık Cumartesi Fotogünlük
2008, devrimin 50. yılı. Bir çok dükkanın vitrinini bu afiş süslüyorBen teyzeleri görünce dayanamadım tabii, hemen fotoğraf makinemi çıkardım. Onlar da hemen purolarını ağızlarına götürüp poz verdiler. Gülerek ayrılırken arkamdan bağırıyorlardı, "uno peso, uno peso" diye. Meğer parayla fotoğraf çektiriyolarmış :)
İstedikleri para birşey değil aslında. Ama işlerinin bu olduğunu düşünürsek, hiç de fena sayılmaz günlük gelirleri.

Havana sahilindeki tek sürekli yabancı: Atatürk
Deniz kenarındaki Amerikan elçiliğinin yanına uzun direkler dikip protesto etmek için siyah bayrak çekmişler
Kahya abinin karısının üvey büyükannesinin evi:)
İçinde mango ağaçları, guayaba dedikleri elma-armut-kavun karışımı bir meyvenin ağaçları, tavuklar, köpekler, deliler ve devlete ait öküzlerin olduğu 1000 dönümlük bir arazi. Öküz ya da inek burada da kutsal sayılıyormuş bir nevi. toprak sürmeye yaradığı için bu hayvanların sahibi devletmiş. Yani bir başka deyişle, dana eti yok, yasak! :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






